11 Haziran 2019
Kent Ortamındaki İnsan Davranışlarının Araştırılması Üzerine Öneriler
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Bölümü 'Kitap Özeti'

VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ

EDEBİYAT FAKÜLTESİ

SOSYOLOJİ BÖLÜMÜ

 

M.SALİH GEÇKEN

 

KİTAP ÖZETİ

 

 

ŞEHİR

Kent Ortamındaki İnsan Davranışlarının Araştırılması Üzerine Öneriler

 

Robert E. PARK - Ernest W. BURGESS

Heretik Yayınevi, 2 nci baskı, Ankara, 2016

Hazırlayan: M. Salih GEÇKEN

 

Başlangıcı ilk insan topluluğuna kadar dayandırılan kent yaşamı, 20 yüzyılda geliştirilen yöntem ve çalışmalarla hem sosyoloji hem de bilimin gündemine daha iddialı bir şekilde girmeye başlamıştır.

 

Robert E. Park  Avrupa’dan gelen göçmen akınlarıyla dolup taştığı bir dönemde öğrencileriyle birlikte Chicago Şehri özelinde yaptığı çalışmalarla bağımsız bir kent sosyolojisi disiplini kurmuş, akademik çalışmaların ‘ŞEHİR’ adlı eserde toplamıştır.

 

Chicago Okulu’nun çalışma alanı olan Chicago şehri, süratle büyümüştür. Chicago Kenti 1830 yılında 100 civarında nüfusa sahip bir köy iken, kentleşme tarihi bakımından eşine az rastlanır artışla 1930’da nüfusu 3.373.753’e ulaşmıştır. Chicago’nun Orta Batı Amerika’ya açılan ticaret, finans, üretim ve taşımacılık merkezi olarak jeopolitik konumu,  hem doğu-batı hem de kuzey-güney yönlerinde demiryolları ve suyollarının kesişim bölgesinde olmasının kentin gelişimine ve nüfus artışına etkisi olmuştur.  Chicago’daki hızlı nüfus artışı ve kentteki gelişim ve değişim, Park ve arkadaşları için bir laboratuvar niteliğinde olmuştur.

 

Chicago Okulu kendine özel geliştirdiği yöntem ve yapılan çalışmalarla 1920’lerder 1950’lere kadar şehircilik ve kent yaşamında öncü bir konumda olmuştur. Döneminde kent çalışmalarının tamamını etkileyen Chicago Okulu'nu çalışmalarını günümüzde bile birçok çalışmaya örnek olmuş ve referans olarak gösterilmiştir. 

 

Chicago Okulu, Amerika'nın Chicago kentinde olgunlaştırdığı çalışmalar, hem kent bilim içerisinde hem de sosyoloji alanında yepyeni bir dönemin başlangıcı olmuş, kent ve kentliyi hem sosyolojinin hem de kent bilimin gündemine sokmuştur.

 

Chicago kentinde yaşayan insanların davranışlarının araştırıldığı bilimsel çalışmaların bir araya getirilerek 'Şehir' ismiyle kitaplaştırılan eser, Robert E. Park, Ernest W. Burges ve R.D McKenzie'nin makalelerinden oluşmaktadır.

 

Şehir adlı eserde yedi makalesi bulunan Chicago Kent Sosyolojisi Okulu'nun kurucusu ve öncüsü olan Robert Ezra Park, kent yaşamı üzerine yapılan çalışmalarda ismi öne çıkan kişidir. Gazetecilikten sosyolojiye yönelen Robert E. Park ilk akademik öğrenimini  Michigan Üniversitesi'nde öğrenim gördü. Kentler ve kentlerdeki farklı grup ve ırklarla ilgili araştırma konularınaa olan merakından  1887 ile 1989 yılları arasında Detroit, New Yor ve Denver ve Chicagı gibi kentlerde  gazeteci olarak çalışan Robert Ezra Park akademik çalışmalarına Harvard'da William James'in öğrencisi olarak devam etti. Berlin Üniversitesinde George  Simmel ile çalıştı. Chicago üniversitesi sosyoloji bölümünde akademisyen olarak çalışan Robert E. Park  Chicago  Kent Sosyolojisi  Okulu'nun öncü ve kurucu isimleri arasında yer aldı. Robert E. Park, ikisini Ernest Burges'le birlikte tamamladığı sekiz eser bıraktı. Eserler günümüzde bile güncelliğini korumaktadır. 

 

Ernest Watson Burges, 1916 yılında Chicago Üniversitesine geçinceye kadar birçok üniversitede ders verdi. 1916 yılında Chicago Üniversite’sine geçtikten sonra Robert E.Park ile birlikte Amerika'da sosyolojinin bağımsız bir disiplin olması için çalıştı.  Ernest W Burges Amerikan Sosyoloji Derneği ve Sosyal Araştırmalar Derneğini başkanlığını ve Aile Araştırmaları Merkezinin Kuruculuğunu üstlendi. Başka kent sosyolojisi olmak üzere altı eser verdi. 1966 yılında hayatını kaybeden Ernest W. Burges'i eserlerin güncelliğini korumaktadır.

 

'Şehir' adlı kitap takdim ve girişle birlikte 10 bölümden oluşmaktadır. On bölümden oluşan kitabın altı bölümünde Robert E.Park'ın makalesi,  iki bölümde Ernest W Burges'in makalesi, bir bölümünde R.D. McKenzie'nin makalesi ve onuncu bölümde Kent topluluğu üzerine kaynakçadan oluşmaktadır.

 

Birinci bölümde, 'Şehir: Kent Ortamındaki İnsan Davranışlarının Araştırılması Üzerine Öneriler' (Robert E. Park), ikinci bölümde 'Şehrin Büyümesi; Çalışılmasında Ekolojik Yaklaşım' (Ernest W.Burgesss), üçüncü bölümde 'İnsan Topluluklarının Çalışılmasında Ekolojik Yaklaşım' (D.R. Mc Kenzie), dördüncü bölümde 'Gazetenin Doğal Tarihi' (Robert E. Park) beşinci bölümde, Topluluğun örgütlenmesi ve çocuk suçları (Robert E.Park), altıncı bölümde, Topluluğun örgütlenmesi ve romantik tabiat ( Robert E. Park), yedinci bölümde, büyü zihniyet ve şehir hayatı ( Robert E. Park), sekizinci bölümde, mahalle çalışmalarının bilimsel bir temeli olabilir mi? (Ernest W. Burges), dokuzuncu bölümde, Hobonun Zihni: Hareket kabiliyetev ve zihniyet ilişkisi üzerine düşünceler (Robert E. Park), onuncu bölümde, 'Kent Topluluğu Üzerine Kaynakça'dan oluşmaktadır.

 

Chicago Okulu, 20. yüzyılın başında 1924 lerden 1950’lere kadarki süreç içerisinde geliştirdiği yöntem ve çalışmalar ile şehircilik içerisinde özgün ve öncü bir konuma sahip olmuştur.  Kendi dönemi içerisinde yapılan tüm kent çalışmalarında etkisi bulunan Chicago Okulu daha sonraki süreçte geliştirilen kent kuramlarının çoğunda referans gösterilen bir konumda olmuştur. Chicago Okulu hem kent bilim içerisinde hem de sosyoloji alanında yepyeni bir dönemin başlangıcını temsil etmiş, kent ve kentliyi hem sosyolojinin hem de kent bilimin gündemine sokmuştur.

 

Şehir: Kent Ortamındaki İnsan Davranışlarının Araştırılmasında Üzerine Öneriler

Robert E. Park,  şehri bir ruh halinde, gelenekler ve adetlere ve bu adetlerin özünde yer alan düzenlenmiş davranışların duyarlığına karşı gelir derken, şehrin sadece fiziki bir mekândan olmadığını, insanların tüm yaşamı olduğunu ifade eder.

 

Kitapta ‘Şehrin’ önemi, Oswald Spenler'den alıntılanan ' Evi, köylü için ne anlama geliyorsa, şehirde  medeni insan için odur' tespiti ve  ' Son olarak şehir, medeni insanı habitatıdır' ile 'Bütün büyük kültürler şehirlerde doğmuş olmasıdır' gibi ifadelerle kültür ve şehir arasındaki ilintiyi,  şehri kültürlenmenin olmazsa olmazlardan olduğuna dair yaptığı vurgu yerinde bir değerlendirmedir.

 

Kitapta ekolojiye yaptığı vurgu, şehir yaşamındaki yoğun bir mücadelenin varlığını işaret ittiği gibi, insanın çevreye uyumu da değerlendirilmektedir.  Daha farklı bir ifadeyle, kentsel ekoloji bireylerin ve kurumların fiziksel dağılım, yerleşim ve örgütlenme biçimlerinin analizde diyebiliriz.

 

Park’ın Kentsel Ekoloji yaklaşımı,  Darwin’in evrim teorisinin kentleşme sürecinde doğal ayıklanma, rekabet ve hayatta kalma mücadelesi gibi ilkelerle değerlendirmesidir.  Bu yaklaşıma göre  hâkim ve güçlü olanların ve merkezde olduğu, en zayıf olanın kent merkezinin arka taraflarında kaldığı bir sosyal bir yaşamdan bahsedilmektedir.  

 

Kentteki ayrışmanın bu mücadelenin bir sonucu olduğu söylenebilir. Kentteki bu ayrışmaya göre, şehir merkezinde ticari kuruluşlar, iş ve eğlence yerleri yoğun bir şekilde bulunmaktadır. Çevrede ise, daha çok ucuz daire ve kiralık odalardan oluşan sağlıksız yerleşim alanları vardır. Bu yerleşim alanlarının ötesinde ise orta sınıf, kenar mahallelerinin yer aldığı işçi sınıfına ait bölgeler bulunmaktadır. Özellikle göçmenlerin yaşadığı, gecekondular ve yoksulluğun ve suçun ol olduğu bir bozulma alanı olarak nitelenmektedir. Modern toplumların aşamadığı bu sorunlar devam etmektedir.

 

Chicagonun aldığı yoğun göçe rağmen orada yaşayanların varlıklarını sürdürmelerini, kente gelen göçmenlerin kente uyumu ve çok sayıdaki etnik grup ve ırkın ‘Chicaco hayat tarzı’ içindeki uyumu ve gelişimini kentleşme sürecinde doğal ayıklanma, rekabet ve hayatta kalma mücadelesi gibi Darwinci ilkelerle açıklamaya çalışmaktadır. Oysa farklı kültürlerde farklı yaklaşımlarında olduğu görülmektedir. Halkı Müslüman ülkelerde dini cemaatler ve tarikatların yaşama karşı mücadelelerinde inanç ve mensubiyet bağıyla bir arada olan kişilerin birbirlerini destekledikleri ve yaşamın zorlukların karşı hiçbir beklenti içinde olmadan ortaklaşarak hareket ettikleri görülmektedir. Sosyal Darvinist bir yaklaşımın tüm toplum tarafından yaşanan bir gerçeklik algısı gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır.  Park ‘dini hareketler şehir ortamında, daha küçük ve daha az heterojen topluluklar olduğundan daha aza başarılıdırlar(sayfa71) tespiti bile, başarı oranları azda olsa kentlerde bazı grupların olumsuzluklara karşı mücadelelerin olduğuna işaret etmektedir.

 

ŞEHRİN BÜYÜMESİ: ARAŞTIRMAYA GİRİŞ

Şehirdeki yayılmanın ve genişlemenin bitki ekolojisiyle tanımlanması kaçınılmazlığı da zorunlu kılar. Kaçınılmazlığın zorunluluğu bireysel ve toplumsal mücadelenin çokta etkili olmayacağı düşüncesini zorunlu kılar ki, buda teslimiyeti kamçılar. Şehrin merkezini tanımlarken ‘Gayet doğal-hatta neredeyse kaçınılmaz bir biçimde ekonomik, kültürel ve siyasi hayatın merkezi burasıdır’ (Sayf 94) ‘hatta neredeyse kaçınılmazdır’ değerlendirmesi iddiamızı güçlendirmektedir.

 

Burgess’in “Her bir iç bölge bir sonraki dış bölgeyi işgal ederek, alanını genişletir” değerlendirmesi ve  Her bölgedeki grupların banliyölere ulaşana dek eş merkezli sürecektir” tespiti mücadelenin sürekliliğine işaret eder. Burgess, “Genişleme devam ettikçe, bölge sakinlerinin başka bölgelere kaymalarına neden olacaktır” der. Bu mücadelenin günümüzde bile farklı toplumlarda devam ediyor olması, yüz yıl önceki tespitin ve değerlendirmenin güncelliğine işaret eder.

 

Robert E. Park “Şehir yaşamında hareketlilik, sayısındaki artış ve uyarıcıların yoğunluğu kişiyi kaçınılmaz bir şekilde akıl karışıklığına ve ahlaksızlığa doğru iter’ der ve ‘Şehir üzerinde çalışmalarımız, hareketlilik alanlarının aynı zamanda çocuk suçluluğunun, çocuk çetelerinin, suçun, yoksulluğun, , erkeklerin eşlerini terk etmesinin, boşanmamanın, terk edilmiş bebeklerin, ahlaksızlığında alanları olduğun göstermiştir’ der. (Shf 101)

 

Kente yerleşen daha iyi yaşam şartlarını daha iyi seviyelere taşımak ve modern hayatın sunduğu fırsatlardan daha fazla faydalanmak için daha çok kazanmak zorundadır.

 

İNSAN TOPLULUKLARININ ÇALIŞILMASINDA EKOLOJİK YAKLAŞIM

İnsan Ekolojisinin tanımlanmaya çalışıldığı eserde ‘Fakat bir hayvan olarak insan, mekan içinde hareket etme becerisine de ek olarak akıl yürütme ve kendi ihtiyaçlarını göre uygun hale getirme becerisine de sahiptir’ ile ‘İnsan, bir sürü hayvanıdır’ sözleri  sosyolojik bir çalışmada inanılmış bir değerin ve düşüncenin dayatımı olarak kabul edilebilir.  Şehir hayatının çalışıldığı bir çalışmada insanı değerlerinden soyutlayarak, dünya insanının ret ettiği bir tanımlamayla isimlendirmek çokta yerinde olmamıştır.

 

Modern ve gelenekçi toplumlardaki karşılığı pekte hoş olmayan ‘İstila’ kavramı coğrafi yerleşim kavramın yerine kullanmak, insanların yerleşim hamlelerini ‘İstila’ olarak nitelendirmek, insanı ‘Ahseni Takvim’ olarak değerlendiren toplumlarda karşılığı olmadığı gibi, ciddi anlamda eleştiri konusudur.

GAZETENİN DOĞAL TARİHİ

Basılı gazetelerin tiraj kaybettiği, dijital gazetelerin okunma sayısının arttığı bir yüzyıldayız. Basılı gazetelerin ilçe ve köylere ulaşımı yok denecek kadar azken, teknolojinin gelişimiyle haberle ulaşım masrafsız olduğu gibi, ulaşımı da kolaylaştı. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda köylerde de okuma oranını şehir düzeyine ulaştığı belirtiliyor. Haliyle ‘kırsalda lüks olan okuma şehide gerekliliktir’ tespiti içinde yaşadığımız yüzyılda çokta yerinde tespit olmayabilir. Chicago okulunun alan çalışması yaptığı dönemle şu anki dönemin şartları çok değişmiş, kişilerin habere ulaşma ihtiyacında farklılıklar olmuştur. Özellikle bizim gibi gelişmekte olana ülkelerdeki ideolojik ve politik mücadelelerden ötürü okumalarda kısmı hareketlilik olduğu gözlenmektedir. Habere ulaşım kaynaklarının da arttığı gerçeğini göz ardı edemeyiz. Sosyal Medya, dijital haber kaynakları ve Tv yayın ağlarının yaygınlaşması ve  gelişimi habere ulaşımı daha kolay getirmiş, yazılı gazetenin etkinliğini de kırmıştır.

 

Chicago kentinde ‘basın özgürlüğü’ tartışmaları hala devam etmektedir.  ‘Şimdi bile basın özgürlüğünden konuştuğumuzda bahsettiğimiz şey, gerçekleri araştırma ve yayımlama değil; bir fikri ifade etmektir.’(Sayfa134) cümleleri basınla ilgili tartışmalardaki güncelliği devam etmektedir.

 

Partilerin resmi gazeteleri olmamakla birlikte, partileri destekleyen partiler bulunmaktadır. Dördüncü güç olarak tanımlanan basın, derin güçlerin operasyon aracı olduğu gibi, algısal manipülasyona da malzeme olmaktadırlar.

 

TOPLULUĞUN ÖRGÜTLENMESİ VE ÇOCUK SUÇLARI

Kitapta otomobile vurguyla  ‘Büyük ihtimalle, bu günkü medeniyetin en ölümcül ve ahlak bozcu aygıtı otomobildir. Otomobil çeteleri şehirlerimizde elli yıl önceki hırsızların zararsız bulunabilecek anılarının daha tehlikeli ve başarılıdır. ’(Sayfa153) tespitini zamanın koşullarına göre değerlendirdiğimizde haklılık sebebi olabilir. Chicago kentine yönelik, zamanında yaşanan olumsuzluklar bu tespiti haklı kılabilir.   Anı yaşadığımız şu anki dönemde otomobille ilgili böyle tespitin toplumda hiçbir karşılığı yoktur. Yeni yüzyılda dijital teknolojini gelişimi ve suça katkısı otomobille kıyaslanamaz. Yaşadığımız toplumda otomobille ilgili toplumda yaşanan ciddi bir sıkıntı ve sorunda olmaması değerlendirmemizi doğrulamaktadır.

 

Çocuk suçlarıyla ilgili değerlendirmede zamanın şartlarına göre değerlendirilmelidir. Ülkemizde böyle bir pratik ve karşılaşılan olumsuz durum yoktur. Gelişen teknoloji çocukların suç işleme eğilimini daha fazla yönlendirmektedir.

 

BÜYÜ ZİHNİYET ŞEHİR HAYATI

Kitap değinildiği gibi büyü gelişmiş toplumlarda bile başvurulan yöntemlerdendir. Dua ve büyünün aynı başlık altında değerlendirilmesi inançların göz ardı edilmesinden kaynaklanmaktadır. ‘Ülkenin bazı yerlerinde çiftçiler hala yağmur duasına çıkarlar. Fakat yağmur yağdıracağı garanti olan bir alet çıkınca bunu bırakacaklardır.’ (Sayfa 176) tespitiyle dinsel farklılıklara rağmen yağmur duasının bir çok farklı kültürdeki varlığını da görmüş oluyoruz. Hristiyan kültüründe var olan yağmur duasının, İslami toplumlarda da var oluşu inançsal bağımlılık ve inanca yüklenen değerdir. Günümüzde yağmur bombalarının varlığına rağmen, yağmur duası geleneğini devam ediyor olması ‘bırakacaklardır’ tepsini doğrulamamaktadır.

 

Bir çok sosyolog tarafından da eleştirildiği gibi bu çalışma ve  yaklaşımda  en önemli eksikliğin fiziki çevreden soyutlanması denebilir. Bu çalışmada ‘fiziki çevre ve mekan hiç göz ününe alınmadan kent modelinin geliştirilmiştir.

 

Bu çalışma genel anlamda Amerika’nın Chicago kentiyle sınırlı olmasına rağmen yaygınlaştırılma çabası, zaman aralığının sadece sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan kentlere yönelik olması, tarihsel derinlikli araştırmalardan yoksun olması,  kent tipolojisi yaparken, tarihsel süreçleri ele almaması, kapitalist anlayışa kaktı sunacak değerlendirmelerde bulunması, ekonomik sınıfsal hareketleri dikkate almaması, güçlünün zayıfı ezebileceği kabulünden dolayı çözüm üretme gereğini ortadan kaldırmasında ötürü eleştirilmiştir.  Ayrıca Chicago Okulu yönteminin turizm kentleri, dini kentlerde kent tipolojisinde başarılı olmayacağı ifade edilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Ekle



M.SALİH GEÇKEN
Copyright, 2017 © M. Salih Geçken - Kisisel Web Sitesi